KAGİDER Heyeti Brüksel’de bir dizi görüşme gerçekleştirdi

KAGİDER’in Avrupa Birliği konsantrasyonu çerçevesinde 8 – 10 Aralık tarihlerinde Brüksel’de KAGİDER Brüksel Ofisi ve NATO işbirliğinde bir dizi görüşme gerçekleştirildi.

 

Toplantılara KAGİDER Başkanı Gülseren Onanç, KAGİDER üyelerinden Nilüfer Köylüoğlu, Gülin Yücel, Handan Ercengiz, KAGİDER Brüksel Ofisi Temsilcisi Aslıhan Tekin, KAGİDER Genel Sekreteri Yeşim Müftüler Seviğ, KAGİDER Proje Koordinatörü Doğa Tamer, KA-DER Başkanı Çiğdem Aydın, CHP Başkan Yardımcısı Melda Onur, Kadın Partisi Girişimi Başkanı Benal Yazgan ve işkadını Ferah Lök katıldı.

 

KAGİDER heyeti, 8 Aralık Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu’nda temsil edilen siyasi gruplara üye milletvekilleri ile Türkiye’nin AB üyelik süreci değerlendirildi. Heyet ilk olarak AP Kıbrıs Milletvekili Eleni Theocharous ile görüştü. Ardından İsveçli AP Milletvekili Anna Maria Corazza Bildt ile görüşen heyet, Bildt’ten müzakere sürecinin gidişatı ile ilgili bilgi aldı. İki küçük işletme sahibi olan ve yılda iki kere Türkiye’ye gelen Bildt, Türkiye’deki iş kadınları ile buluştuğunda sorunların aynı olduğunu fark ettiğini söyledi. Türkiye’nin uzun dönemli vizyonuna baktığında Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olduğunu dile getiren Bildt, Türkiye’nin AB üyesi olmasının yokuşa sürülmesinin genişlemeyle ilgili bir sorun olmadığını söyledi ve ekledi: “Bu, medeniyetler çatışmasının bir sonucuddur. Bizler İslam’a nasıl bakıyoruz, İslam’ı nasıl algılıyoruz? Özgürlük ve demokrasi işte o noktada bitiyor.”

 

Gayriresmi grup olaran bütün güçleri ile ilişkilerin gelişmesi için çalıştıklarını söyleyen Bildt, siyasi meseleleri geri plana iterek ticari ilişkilerin artmasına çalıştıklarını belirtti. “Ticaretin gücüne inanıyorum” diyen Bildt, ticaretin sadece yaşamayı değil gelir seviyesinin yükselmesine de vesile olduğunu ve bunun tansiyonun düşmesine de yardımcı olacağını ifade etti. Kendi misyonları ile ilgili de düş kırıklığına uğradığını belirten Bildt, daha önce çok daha pozitif olduklarını ve bir anlayış eksikliği olduğunu söyledi. “Bu parlamentonun çatısı altında koridorların kulakları var ve ben kime konuştuğumu bilmek istiyorum” diyen Bildt, Türkiye’nin tam üyeliğine karşı olanlara hayret ettiğini söyledi.

 

Müzakereleri tıkayanın Kıbrıs olduğunun altını çizen Bildt, Kıbrıs’ı müzakerelerin son aşamasına bırakmanın pek de iyi bir strateji olmadığını söyledi ve ekledi: “Kıbrıs orada, tam üye ve bunu değiştiremezsiniz. Kıbrıs en önemli tıkanıklık haline geldi ve sorunun merkezine oturdu. Tansiyon düşecek yerde artıyor.”

 

Türkiye’nin AB’den daha güçlü olduğunu savunan Bildt, dinamik ekonomisi, genç nüfusu ve istikrarlı hükümeti ile krizleri AB’den daha kolay atlattığını söyledi. “Türkiye, 10 yıl öncesine göre çok daha iyi bir noktada. Biz de destek için buradayız. Türkiye’nin gösterdiği gelişimi gözler önüne sermek ve AB kriterlerine ne kadar yaklaştığını ortaya koymak istiyoruz” diyen Bildt, Hırvatistan ve Bosna için de benzer şeyleri söylediğini ve Türkiye’nin bu konuda çok yapıcı olduğunu ifade etti.

 

İran konusuna da vurgu yapan Bildt, “Lizbon Zirvesi’nden sonra Türkiye öyle bir tavır sergiledi ki algılamalar değişti ve Türkiye’nin yüzünü batıdan doğuya çevirdiği algısı oluştu. Türkiye’nin yüzünü tekrar batıya çevirmesi ve bunun için çalışılması gerek. Biz Türkiye’nin dostlarıyız. Bunu anlayacak Türkiyeliler’e ihtiyacımız var.” şeklinde konuştu. Yanlış algı ve önyargıların olduğunu belirten Bildt, Avrupa’nın Türkiyeliler’e haksızlık yaptığı, onları dışladığı ve Kıbrıs sorunu konularında sürekli konuşulup durulursa kamuoyunun da aynı şekilde düşüneceğini söyledi.

 

Gülseren Onanç’ın inisiyatifi kimin ele alması gerektiği konusundaki sorusuna Bildt, ilk hedefin güven tesis etmek olduğunu ve güven ölçüsü olarak da kadınların çok önemli bir husus olduğunu söyledi ve ekledi: “Başörtüsü ve şiddet, kamuoyu düşüncesi için önemli meseleler.” Ali Babacan’ın kadın konularıyla çok ilgili olduğunu söyleyen Bildt, kendilerinin de daha çok çalışılması için destek vereceklerinin altını çizdi. 2010 yılında gerçekleştirilen Küresel Kadın Forumu’nda sadece 2 Türk kadının olduğunu ve bir dahaki yıl daha fazlasını görmeyi arzu ettiklerini ifade eden Bildt, “Kadınların bir araya gelmesi, kadın hareketini büyütüyor.” şeklinde konuştu.

 

Bildt’in hemen ardından Türkiye – AB Ortak Parlamento Komisyonu temsilcisi yaptıkları toplantılarda Yunanistan ve Kıbrıs’tan pek çok üyeleri olduğu için Kıbrıs’ın hep gündeme geldiğini söyledi. Kıbrıs sorunu çözülmedikçe Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin zor olduğunu kaydederken Kıbrıs’ın bu süreci tümüyle bloke ettiğini belirtti. Komisyon temsilcisine göre ilkeler çok net ve giriş Türkiye’ye bağlı. Kıbrıs’a gidip her iki tarafla da konuştuğunu, iki tarafın birbirinden giderek uzaklaştığını ve fırsatın kaçmış olduğunu gözlemlediğini söyledi. Kuzeydeki öğrencilerin AB’ye girmektense Türkiye ile ilişkilerini sürdürmeyi tercih ettiklerini de sözlerine ekledi. Gülseren Onanç’ın “Bu söylediğiniz kamuoyunun fikri. Peki ya siyasi görüş nedir?” sorusuna Komisyon temsilcisi, protokolün adım adım ilerlemesi gerektiğini ve Türkiye’nin yapacağı bir jestin süreci olumluya çevirebileceğini söyledi. Son 6 aydır Kıbrıs’ın öneminin belli olduğunu ifade ederken Türkiye’den bir sinyal alırlarsa süreci başlatabileceklerinin de altını çizdi. “Türkiye’den bir sinyal alıyor musunuz?” sorusuna, Kıbrıs konusunda hükümetin iyi hazırlandığı ile ilgili dolaylı sinyaller aldığını söyledi. “2010 İlerleme Raporu’na baktığımızda Kıbrıs ve medya özgürlüğü iki büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor.” diyen temsilci, özellikle kadın hakları ve toplumsal cinsiyet üzerinde durularak kadının durumu ile ilgili iki paragrafın bulunduğunu söyledi.

 

Türkiye’de kadının durumu ve sorunları ile ilgili ciddi araştırmalar yapan ve konuyu AB gündemine taşıyan Emine Bozkurt, Türkiye’deki siyaseti ve toplumu değiştirmek için neler yapıldığını yazmak istediğini söyledi. Seçimlerden önce önce bitirip baskı yapmak arzusunda olan Bozkurt, raporun adının “Women as Engines for Progress” olacağını belirtti. Kadın meselelerini gündemde tutmak için raporların önemli olduğunu ancak başka etkinliklere de ihtiyaç olduğunu söyleyen Bozkurt, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin iyi gitmediğini dile getirdi. KA-DER Başkanı Çiğdem Aydın’ın “Avrupa Parlamentosu’nda toplumsal cinsiyet meseleleri ne kadar yer alıyor?” sorusuna Bozkurt, “Resmi olarak yer alıyor. Her komisyonda bir kişinin toplumsal cinsiyet eşitliği meselesine eğilmesi lazım, ancak hangi derecede çalışıldığı komisyondan komisyona değişiyor. Ben aynı zamanda Kadın Hakları Komisyonu’ndayım. Biz ilgilenmesek, hiç ilgilenmeyebiliyorlar. Kişiden kişiye değişen bir husus.” şeklinde konuştu.

 

Pınar Selek destekçisi olan ve geçen Nisan ve Mayıs aylarında konu ile ilgili STK’larla toplantılar yapan Avrupa Parlamentosu’nun Yunan Sosyalist Üyesi Maria Eleni Koppa, Pınar Selek ile ilgili çalışmaları yakından takip ettiklerini dile getirdi. Selek davasını takip ettiklerini de vurgulayan Koppa, bunun kendilerine önemli ipuçları verdiğini söyledi. Türkiye’nin hızla ilerlediğini belirtirken “Biz, Hrant Dink gibi bir olayın tekrarlanmaması için uğraşıyoruz. Pınar Selek için siyasi bir karar verilmesini istemiyoruz. Pınar, aktivist, feminist bir kadın. Pek çok özelliği var ve bizim için şu anda en öncelikli konu.” şeklinde konuştu.

 

Türkiye’nin yükümlülükleri ile yüzleşmesi gerektiğini söyleyen Koppa, bunu yapmakla AB kriterlerini yerine getirmiş olacağını ifade etti. Koppa’ya göre Türkiye’nin ilerlemesi o kadar hızlı ki takip etmesi de kolay değil. Türkiye’yi AB kulvarında tutmanın önemine vurgu yapan Koppa, “Türkiye bir müttefik ve bir Avrupa ülkesi. Biz, Türkiye’nin konumunun Türkiye için de Avrupa için de çok önemli olduğuna inanıyoruz. Türkiye, açık uçlu süreçte müzakere etmeyi sürdürüyor. Genişleme konusunda 2004’ten sonra bir duralım dediler. Türkiye, Avrupa için çok büyük demeye başladılar. Biz iyimseriz ve Türkiye ile birlikte doğru yolu inşa edebiliriz.” dedi.

 

Siyasette kota konusuna da değinen Koppa, eskiden kotalarla ilgili olumsuz düşündüğünü söyledi. Partisinin % 50 kotası olduğunu ve bunun çok öğretici olduğunu ve zihniyetleri değiştirdiğini söyleyen Koppa, Türkiye’nin kota konusunda çalışmalar yapabilirse kadınların her yerde olacağına inandığının altını çizdi ve ekledi: “Bu girişimi başlattığınızda her konuda ilerleme olacağını göreceksiniz.”

 

Heyetin Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde Yunanistan’ın bir planının olup olmadığına dair sorusuna Koppa “Biz destek veriyoruz, ancak bütün sorumluluğu alamıyoruz. Sadece Yunan tarafının değil AB’nin de destek vermesi gerekir. Tek çözüm yolu budur. Kıbrıs’ta iki taraf da birşeyler söylemeli. Kuzey Kıbrıs’tan olumlu sinyal alamadık. Sivil Toplum Kuruluşları çok daha üretken bu konuda. Kıbrıs’ın her iki yarısındaki STK’lar bir araya gelmeli. 10 kadın kuzeyden 10 kadın da güneyden bir araya gelip ilerleme sağlanabilir.” dedi.

 

Avrupa Parlamentosu Başkanvekili Diana Wallis, sözlerine İstanbul’da gerçekleştirilen KADINist’e katıldığını söyleyerek başladı. Burada kadınların farklılıklarını gördüğünü dile getiren Wallis, değişik altyapılardan ve çeşitli siyasi görüşten kadınları gördüğüne memnun olduğunu söyledi. Ankara’da da bulunan Wallis, Ankara’nın Türkiye’deki atmosferi ve ülkede neler olup bittiğini anlamak açısından önemli bir şehir olduğunu kaydetti.

 

Wallis, kadınlar aracılığıyla kurulacak köprünün yarattığı kapasiteden de faydalanarak Türkiye ve AB ilişkilerinde yeni bir ivme yakalanabileceğini vurguladı. KADINist’te KAGİDER Başkanı Gülseren Onanç’ın sunumunu dinlediğini hatırlatan Wallis, başörtülü kadınlardan gelen yorumlar doğrultusunda kadın istihdamı konusunda fırsatların sınırlı olduğunu söyledi.

 

AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Türkiye Masası Şefi Jean-Christophe Filori sözlerine “Genişleme görüşmeleri hükümetler arası konferanslar olarak anılıyor. Aday ülkelerle üye ülkeler arasındaki karar sürecini hazırlıyoruz. Her yıl Türkiye ile ilgili rapor yayınlıyoruz. Sadece Türkiye ile iligli değil, 98’den bu yana pek çok ülke ile ilgili raporlar yayınlıyoruz.” diyerek başladı. AB’nin tüm standartlarının, politikalarının ve mevzuatının, siyasi ve ekonomik kriterlerin Türkiye’nin AB’ne üyeliği için gerekli kriterler olduğunu söyleyen Filori, sekiz başlığın Kıbrıs meselesi yüzünden açılamadığını ifade etti. Kamuoyunun fikrinin önemli olduğunun altını çizen Filori 14 Aralık’ta konseyin toplanacağının bilgisini verdi.

 

“Belçika’nın Dönem Başlanlığı’nda başlıkların açılması düşünülüyor mu?” sorusuna Filori, sırada Hırvatistan’ın olduğunu belirtti. Kıbrıs meselesinin halledilmesi gereken en önemli mesele olduğunu dile getiren Filori, Türkiye’de limanlarının Güney Kıbrıs’a kapalı olmasının başlıkların açılamamasının en önemli sebebi olduğunu söyledi ve ekledi: “Kıbrıs meselesi bu süreci zehirliyor.”

 

AB hibe ve fonları ile ilgili bilgilerini de heyetle paylaşan Filori, direkt olarak hükümetlere para vermediklerini, projelere para verdiklerini söyledi. Bu paranın Türkiye’nin hazinesine gittiğini de sözlerine ekleyen Filori, kontrat imzalandıktan iki yıl sonra bu para hala kullanılmamışsa o zaman ülkenin parayı kaybettiğini belirtti.

 

KAGİDER heyetinin soru ve yorumları ile çeşitlenen ilk gün toplantıları başarı ile tamamlanmış oldu.

 

KAGİDER heyeti, 9 Aralık Perşembe günü NATO Karargahlarını ziyaret etti. İlk olarak Genel Sekreter Yardımcısı Vekili Jamie Shea’den NATO’nun kuruluşu ve yeni güvenlik ortamında NATO’nun rolü ile ilgili bilgi alan heyet, pek çok soru ve yorum ile konuya katkıda bulundu. 4 Nisan 1949 tarihinde kurulan NATO’nun kuruluş amacı ve işleyiş şekli ile ilgili bilgi veren Shea, antlaşmada konu edilen “Üyelerden birine yapılan saldırı, bütün üyelere yapılmış kabul edilmektedir.” cümlesini dile getirerek NATO’nun üye ülkelerinin güvenliğini sağladığını ve karşılıklı askeri, sosyal ve kültürel yardıma önem verdiğini söyledi.

 

NATO Ülkeleri Departmanı Kamu Diplomasisi Bölümü Direktörü Antonella Cerasino, barışın ve güvenliğin sağlanmasında kadının rolünün ne olduğu konusunda konuştu. Kadınların kamuoyunun fikirlerini değiştirme konusunda neler yapılabileceği üzerinde duran Cerasino, NATO’da kadın çalışan oranının % 36 olduğunu ve bunlardan % 15’inin üst düzey görevlerde yer aldığını söyledi. Kadınlar, barış ve güvenliğe ilişkin 1325 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı konusunda da bilgi veren Cerasino, uluslararası toplumun bu kararlar çerçevesinde çalıştıklarını sözlerine ekledi. KAGİDER heyeti ile NATO’nun imajını değiştirmek için neler yapılabileceği konusunda fikir alışverişinde bulunan Cerasino, toplantının çok verimli geçtiğini ifade etti.

 

Barış ve Güvenlik için Bilim programını anlatmak üzere konuşan Dr. Deniz Yüksel-Beten, bilim ve teknolojinin ulusların güvenliğinin ve ülkelerin dünyadaki yerinin belirlenmesinde önemli olduğunu söyledi. Türkiye ile yapılan işbirliklerini anlatan Yüksel-Beten, programın uluslararası organizasyonlarla olan işbirliklerine de yer verdi.

 

NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Haydar Berk, değişen ve küreselleşen dünya düzeninde NATO'nun dünyanın her yerinde güvenlik için ortaklıklar kuracağını söyledi. Türkiye raporu hakkında da konuşan Berk, NATO-AB ilişkileri konusunda KAGİDER heyetine bilgi verdi.

 

Heyet, NATO ziyaretinden sonra TÜSİAD – KAGİDER Ofisi’ne giderek Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten ile hazırlamış olduğu AP Türkiye Raporu taslağı hakkında konuştu. 12 Eylül’de kabul edilen anayasa değişikliklerini memnuniyetle karşıladıklarını belirten Oomen-Ruijten, taslakta yeni anayasa çalışmalarının başlaması için çağrıda bulunduğunu söyledi. Temmuz ayında yapılacak olan seçimlerden önce % 10 barajı ve ve parti içi demokrasi konularında yasal değişiklikler yapılmasının gerekliliğine vurgu yapan Oomen-Ruijten, basın özgürlüğü ve Ergenekon davalarının halen devam ediyor olması ile ilgili eleştirilerini ifade etti. Türkiye’de reform sürecinin kutuplaşmadan dolayı olumsuz etkilendiğini söyleyen Oomen-Ruijten hazırladığı rapor taslağında yer alan kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın kotaları ile ilgili paragrafın varlığını hatırlattı ve ileride bu paragrafı genişleteceği bilgisini verdi. Oomen-Ruijten’in konuşmasının ardından heyet, raporla ilgili yorumlarını dile getirdi. Oomen-Ruijten’e Pınar Selek davası ile ilgili bilgilerin de aktarıldığı ve kendisinden destek istendiği toplantı güzel temennilerle son buldu.